Olağanüstü Kanun Yolu Olarak Kanun Yararına Bozma: CMK Madde 309'un Kapsamı ve Uygulaması
- Emre Cebeci
- 21 Haz 2025
- 6 dakikada okunur

Başlamadan önce kesinleşen bir kararınızda süre sınırı var mı yok mu cevaplayım.
Hayır, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 309. maddesinde düzenlenen "kanun yararına bozma" için doğrudan bir başvuru süresi sınırı bulunmamaktadır.
Bu, kanun yararına bozmayı diğer olağan kanun yollarından (istinaf ve temyiz) ayıran en önemli özelliklerden biridir. İstinaf ve temyiz başvuruları için belirli hak düşürücü süreler (genellikle kararın tebliğinden itibaren 7 veya 15 gün gibi) varken, kanun yararına bozma için böyle bir süre kısıtlaması yoktur.
Neden Süre Sınırı Yok?
Kanun yararına bozma, olağanüstü bir kanun yolu olduğu için, amacı kesinleşmiş kararlardaki ciddi hukuka aykırılıkları kanun yararına düzeltmektir. Bir hukuka aykırılık, kararın kesinleşmesinden çok sonra dahi fark edilebilir. Bu nedenle, hukukun doğru uygulanması ve yargı birliğinin sağlanması adına bir zaman kısıtlaması getirilmemiştir. Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, bu hukuka aykırılığı herhangi bir zamanda tespit ettiğinde bu yola başvurabilir.
Ancak, bu durum, kararın üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin her zaman kanun yararına bozma yoluyla sonuç alınacağı anlamına gelmez. Hukuka aykırılığın niteliği, olayın üzerinden geçen süre ve hukuki yarar gibi faktörler, başvurunun değerlendirilmesinde etkili olabilir.
Dolayısıyla, bir mahkeme kararındaki hukuka aykırılığın tespiti halinde, o karar kesinleşmiş ve olağan kanun yolları tüketilse dahi, Adalet Bakanlığı'na veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na bu konuda başvuru yapılması için bir son tarih bulunmamaktadır.
Ceza muhakemesi hukukunda adil yargılanma hakkı ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin tesisinde, yargılama hatalarının giderilmesi büyük önem taşır. Bu hataların düzeltilmesi, kural olarak olağan kanun yolları (istinaf ve temyiz) ile sağlanır. Ancak bazı durumlarda, olağan kanun yollarının tüketilmiş veya süresinin geçmiş olması nedeniyle yargılamada yapılan hukuka aykırılıklar bu yollarla giderilemez hale gelir. İşte bu noktada, adalet sisteminin işleyişi ve kamu düzeninin korunması amacıyla olağanüstü kanun yolları devreye girer.
Türk Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) madde 309'da düzenlenen kanun yararına bozma kurumu, bu olağanüstü kanun yollarının en önemlilerinden biridir.
Kanun yararına bozma, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Adalet Bakanı'nın talebi üzerine, Yargıtay'ın, kesinleşmiş hukuka aykırı kararları bozarak hukukun doğru uygulanmasını sağladığı, ancak bu bozmanın kural olarak sanığın aleyhine sonuç doğurmadığı istisnai bir yoldur.
I. Kanun Yararına Bozmanın Hukuki Niteliği ve Amacı
CMK m. 309, kesinleşmiş hükümlerdeki veya kararlardaki hukuka aykırılıkların düzeltilmesi amacıyla ihdas edilmiş bir olağanüstü kanun yoludur.
Olağanüstü Kanun Yolu Olması: Kanun yararına bozma, istinaf ve temyiz gibi olağan kanun yollarından farklıdır. Kesinleşmiş kararlara karşı başvurulur ve olağan kanun yollarının süresi geçtikten veya tüketildikten sonra gündeme gelir. Amacı, kesin hükmün doğurduğu hukuki istikrar ilkesini zedelemeden, hukuka aykırılıkları gidermektir.
Hukuki Amaç: Temel amacı, yargılamada yapılan ağır hukuka aykırılıkları düzeltmek, hukukun doğru ve yeknesak uygulanmasını sağlamak, yargı birliğini tesis etmek ve kamu düzeninin korunmasına hizmet etmektir. Bir nevi, kanunun yararına adaletin tecellisini sağlamak için son bir denetim imkanı sunar.
Sanık Lehine Sonuç Prensibi: Kanun yararına bozma kararı, kural olarak sanığın aleyhine sonuç doğurmaz. Yani, bozma kararı verilse bile, sanığın lehine olan durumlar dışında, sanığın aleyhine yeni bir yargılama yapılamaz, ceza artırılamaz veya ceza uygulanabilir hale getirilemez (CMK m. 309/4). Bu ilke, kesin hükme güven ve adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Ancak istisnai olarak, sanık aleyhine olan haller de mevcuttur (örneğin, sanık lehine olan bir kararın bozulup yeni yargılamada aleyhe sonuç doğurabilmesi, ancak bu durum sanığın yeniden yargılanmasına neden olacağı için tartışmalıdır).
II. Başvuru Şartları ve Kapsamı
Kanun yararına bozma yoluna başvurulabilmesi için belirli şartların bir arada bulunması gerekir:
Kesinleşmiş Hüküm veya Karar: Bozmaya konu olacak hüküm veya kararın (mahkeme veya hakim kararı) kesinleşmiş olması gerekir. Olağan kanun yolları tüketilmiş veya yasal süreleri geçmiş olmalıdır.
Hukuka Aykırılık: Kesinleşen hüküm veya kararda hukuka aykırılık bulunması gerekir. Bu hukuka aykırılıklar, maddi hata olabileceği gibi, usul veya esas yönünden kanuna aykırılıklar da olabilir. Örneğin:
Yargılama şartlarının yokluğu.
Savunma hakkının kısıtlanması.
Yetkili ve görevli mahkeme kurallarının ihlali.
Hukuka aykırı delil değerlendirmesi.
Yanlış kanun maddesi uygulanması.
Hükümde eksiklik veya çelişki bulunması.
Hüküm Giymiş Şahsa Etki Etmeme Kuralı (Sanık Lehine Bozma): CMK m. 309/4'te belirtildiği gibi, kanun yararına bozma kararı, kural olarak aleyhe sonuç doğurmayacak şekilde verilir. Örneğin, sanık hakkında beraat kararı verilmiş ancak bu kararda hukuka aykırılık varsa ve bu aykırılık sadece lehe ise, Yargıtay sadece kanun yararına bozma kararı vermekle yetinir, sanık hakkında yeniden yargılama yapmaz. Ancak sanığın beraat kararı, hukuka aykırı bir şekilde aleyhe verilmişse, bu durumda sanık lehine yeniden yargılama yapılabilir.
III. Başvuru Yetkisi ve Usul
Kanun yararına bozma yoluna başvurma yetkisi sınırlı kişilere tanınmıştır:
Adalet Bakanı: En geniş yetkiye sahip olan Adalet Bakanı'dır. Bakan, herhangi bir vatandaşın şikayeti üzerine, Cumhuriyet Başsavcılıklarının raporları üzerine veya kendi resen (kendiliğinden) tespit ettiği hukuka aykırılıklar üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazılı olarak başvurabilir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı da Adalet Bakanı'ndan gelen talep üzerine veya kendi tespit ettiği hukuka aykırılıklar üzerine Yargıtay'ın ilgili ceza dairesine yazılı olarak başvurur. Bu başvuru bir "tebliğname" şeklinde yapılır ve bozma nedenleri açıkça belirtilir.
Usul:
Yargıtay, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın tebliğnamesi üzerine, duruşma yapmaksızın dosya üzerinden inceleme yapar. İnceleme sonucunda, kararın kanun yararına bozulmasına veya talebin reddine karar verir.
Bozma Kararının Etkisi: Bozma kararı, kural olarak sadece geleceğe yönelik (prospektif) etki doğurur ve bozulan hükmün hukuki geçerliliğini ortadan kaldırmaz. Ancak, sanık aleyhine sonuç doğurmayacak şekilde verilen bozma kararları, sanık lehine geçmişe dönük (retrospektif) etki de doğurabilir ve sanığın hukuki durumunu iyileştirebilir.
IV. Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar
Kanun yararına bozma kurumu, adaletin sağlanması adına önemli bir rol oynasa da, uygulamada bazı sorunlarla karşılaşılmaktadır:
Sürenin Gecikmesi: Başvuru ve inceleme süreçlerinin zaman alması, hukuka aykırılığın giderilmesinin gecikmesine ve mağduriyetlerin devam etmesine neden olabilir.
Sınırların Belirsizliği: "Hukuka aykırılık" kavramının geniş yorumlanabilmesi, hangi durumlarda bu yola başvurulabileceği konusunda belirsizliklere yol açabilmektedir. Özellikle, adli hatalarla kanun yararına bozma kapsamına giren hukuka aykırılıkların ayrımı bazen zorlaşır.
Sanık Aleyhine Sonuç Doğurmama Prensibinin İstisnaları: Kural olarak sanık aleyhine sonuç doğurmama prensibinin, özellikle sanık lehine olduğu düşünülen bir kararın bozulması durumunda pratikte sanık aleyhine dönebilmesi, bu prensibin mutlaklığı konusunda tartışmalara yol açmaktadır.
İlgililerin Bilgilendirilmesi: Kanun yararına bozma sürecinde, sanık veya mağdur gibi ilgililerin sürece ne kadar dahil olabileceği veya bilgilendirilip bilgilendirilmeyeceği konusu uygulamada bazı eksiklikler içerebilir.
1. Kanun Yararına Bozma (CMK 309) Nedir?Kanun yararına bozma, kesinleşmiş bir mahkeme kararında veya hükmünde hukuka aykırılık bulunması halinde, bu aykırılığın giderilmesi için başvurulan olağanüstü bir kanun yoludur. Olağan kanun yolları (istinaf ve temyiz) tükendikten veya süreleri geçtikten sonra devreye girer. Amacı, hukukun doğru uygulanmasını sağlamak ve yargı birliğini korumaktır.
2. Neden "Olağanüstü" Bir Kanun Yolu Denir?Çünkü:
Kesinleşmiş Kararlara Yöneliktir: Normalde kesinleşen kararlar değişmezken, kanun yararına bozma bu kuralın istisnasıdır.
Sınırlı Kişiler Başvurabilir: Herkesin doğrudan başvurabileceği bir yol değildir. Sadece Adalet Bakanı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın yetkisindedir.
İstisnai Durumlar İçindir: Genellikle ciddi hukuka aykırılıkların düzeltilmesi için kullanılır.
3. Kanun Yararına Bozmanın Temel Amacı Nedir?Temel amacı, adaletin sağlanması ve hukukun üstünlüğünün korunmasıdır. Yargılama sürecinde meydana gelmiş, ancak olağan yollarla düzeltilememiş hataların giderilmesini sağlar. Aynı zamanda, Yargıtay'ın hukuku doğru yorumlamasıyla ülke genelinde yargılamaların tek tip ve doğru yapılmasını destekler.
4. Kimler Kanun Yararına Bozma İçin Başvurabilir?Bu yola doğrudan başvurma yetkisi sadece Adalet Bakanı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'na aittir.
Adalet Bakanı: Vatandaşlardan gelen şikayetler, savcılıklardan gelen raporlar veya kendi tespiti üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazılı olarak talepte bulunabilir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı: Adalet Bakanı'ndan gelen talep üzerine veya kendiliğinden tespit ettiği hukuka aykırılıklar üzerine Yargıtay'ın ilgili dairesine başvurur.
5. Hangi Tür Kararlar İçin Kanun Yararına Bozma İstenebilir?Kesinleşmiş hükümler (mahkeme kararları) veya hakim kararları için istenebilir. Bu kararlarda usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunması gerekir. Örneğin:
Yetkisiz veya görevsiz mahkemenin karar vermesi.
Savunma hakkının kısıtlanması.
Hukuka aykırı delillerle hüküm kurulması.
Yanlış kanun maddesinin uygulanması.
Yargılama şartlarının eksik olması.
6. Kanun Yararına Bozma Kararı Sanığın Aleyhine Sonuç Doğurur mu?Kural olarak HAYIR. CMK Madde 309'un en önemli prensiplerinden biri, bozma kararının sanığın aleyhine sonuç doğurmamasıdır. Eğer karar sanık lehine bozulursa, sanığın hukuki durumu iyileşir. Ancak, sanığın aleyhine olan bir durumun düzeltilmesi gerektiğinde (örneğin, sanık hakkında hiç yargılama yapılmaması gerekirken hukuka aykırı şekilde yapılmışsa), Yargıtay bu durumu kanun yararına bozar ancak sanık aleyhine yeni bir yargılama yapılmasına yol açmaz. Nadiren, sanık aleyhine olan bir hukuka aykırılık nedeniyle bozma yapıldığında, sanık hakkında yeniden yargılama yapılabilmesi mümkün olabilir, ancak bu istisnai ve tartışmalı bir durumdur.
7. Süreler ve Başvuru Nasıl Yapılır?Kanun yararına bozma için belirli bir süre sınırı yoktur. Hukuka aykırılık tespit edildiği anda başvuru yapılabilir.
Vatandaşlar, genellikle Adalet Bakanlığı'na yazılı dilekçe ile başvurarak, kesinleşmiş karardaki hukuka aykırılıkları ve Yargıtay'dan kanun yararına bozma talep etmelerini iletirler.
Bakanlık, talebi değerlendirip haklı bulursa, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, uygun bulursa bir "tebliğname" hazırlar ve Yargıtay'ın ilgili ceza dairesine sunar.
Yargıtay dairesi, genellikle duruşma yapmadan, dosya üzerinden inceleme yaparak karar verir.
8. Kanun Yararına Bozma Kararı Verilirse Ne Olur?Yargıtay, bozma kararı verirse:
Hukuka Aykırılık Giderilmiş Olur: Karardaki hukuka aykırılık düzeltilir.
Genellikle Yeni Yargılama Olmaz: Kural olarak, sanık aleyhine sonuç doğurmayacağı için yeniden yargılama yapılmaz. Karar, sadece hukukun doğru uygulanması adına emsal teşkil eder.
Sanığın Durumu İyileşebilir: Eğer karar sanık lehine bozulmuşsa, bu bozma sanığın hukuki durumunu olumlu yönde etkiler (örneğin, haksız yere verilmiş bir mahkumiyetin sonuçları kalkar).
9. Kanun Yararına Bozma Ne Kadar Etkili Bir Yol?Etkili bir yoldur, ancak sıkça kullanılan bir yol değildir. Özellikle:
Yargı Birliğini Sağlaması: Yargıtay'ın, alt mahkemelerin hukuku yanlış uyguladığı durumlarda müdahale ederek hukukun yeknesaklığını sağlaması açısından önemlidir.
Adalet Açısından Telafi İmkanı: Özellikle mahkeme veya hakim hatalarından kaynaklanan mağduriyetlerin giderilmesi için son bir şans sunar.
UYARI !!
Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Muhammed Emre CEBECİ'ye aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.






Yorumlar