top of page

Türk Kamu Personel Hukuku ve Savunma Sanayii İstihdamında Güvenlik Parametreleri: Aday Memurluk, Adli Sicil ve Yargısal Denetim

Türk hukuk sisteminde kamu hizmetine giriş ve bu hizmetin sürdürülmesi, liyakat ve sadakat ilkeleri üzerine inşa edilmiş titiz bir denetim sürecini içermektedir. Bu denetimin en kritik safhalarından biri, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu (DMK) ile düzenlenen aday memurluk dönemidir. Aday memurluk, bir kişinin memuriyet vakarını taşıyıp taşımadığının, görevine olan bağlılığının ve devletin güvenliği ile kamu yararını temsil etme ehliyetinin test edildiği bir geçiş evresidir. Özellikle stratejik önemi haiz olan ve devlet ile ortak projeler yürüten ASELSAN, HAVELSAN ve ROKETSAN gibi savunma sanayii kuruluşlarında bu süreç, sadece genel idari denetimle sınırlı kalmayıp, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu çerçevesinde derinleşen bir güvenlik disiplinine tabidir. Bu rapor, aday memurların sakınması gereken hukuki ihlalleri, adli sicil kayıtlarının memuriyet statüsüne etkilerini ve savunma sanayii kuruluşlarındaki özel istihdam kriterlerini Danıştay ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatları eşliğinde kapsamlı bir analizle sunmaktadır.

Aday Memurluk Statüsü ve Genel Yükümlülük Rejimi

Devlet memurluğuna ilk defa atanan bireyler, asaletleri tasdik edilene kadar "aday memur" statüsünde bulunurlar. 657 sayılı Kanun’un 54. maddesi uyarınca, adaylık süresi bir yıldan az, iki yıldan çok olamaz ve bu süre içinde aday memurun başka kuruma nakli yapılamaz. Bu dönem, idarenin memur üzerindeki gözetim yetkisinin en üst düzeyde olduğu, memurun ise hak ve ödevler bakımından asil memurlarla benzer yükümlülüklere sahip olduğu ancak istihdam güvencesinin daha esnek tutulduğu bir süreçtir.

Aday memurların bu süre zarfında uzak durmaları gereken eylemler, hem disiplin hukuku hem de ceza hukuku bağlamında ikiye ayrılmaktadır. Disiplin hukuku açısından, aday memurun "hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak durumların" tespiti, ilişiğinin kesilmesi için yeterli bir sebep teşkil edebilir. Bu durum, sadece kanunda tanımlanan disiplin cezalarını değil, aynı zamanda kamu hizmetinin saygınlığını zedeleyen her türlü sosyal ve etik kusuru kapsamaktadır. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun (İDDK) yerleşik kararlarında vurgulandığı üzere, aday memurun mesai arkadaşına yönelik tehditkar tutumları veya amirlerine karşı sergilediği itaatsizlikler, tek başına bir disiplin cezasına konu olmasa dahi, 657 sayılı Kanun’un 56. maddesi çerçevesinde "başarısızlık" olarak nitelendirilebilir ve asaletin tasdik edilmemesine yol açabilir.

Adaylık Sürecinde Kritik Disiplin Eylemleri

Hukuki Sonuç (657 SK m. 56-57)

Aylıktan kesme cezası alınması

Memuriyetle ilişiğin derhal kesilmesi.

Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası

Memuriyetle ilişiğin derhal kesilmesi.

Memuriyetle bağdaşmayan hal ve hareketler

Disiplin amirinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ihraç.

Temel ve hazırlayıcı eğitimlerde başarısızlık

Adaylık süresinin sonunda ilişiğin kesilmesi.

Aday memurlar için disiplin rejimi, asil memurlardan daha sert bir mekanizmaya sahiptir. 57. madde uyarınca, adaylık süresi içinde aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası almış olanların disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişikleri kesilir. Bu noktada idarenin takdir yetkisi, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı olmakla birlikte, mahkemelerce yapılan denetimlerde disiplin cezasının kesinleşmiş olup olmadığı ve eylemin somutluğu üzerinde durulmaktadır.

Ceza Mahkumiyetlerinin Memuriyet Şartlarına Etkisi: 48/A-5 Analizi

Bir memur adayının en büyük risk alanlarından birini, hakkında devam eden veya adaylık sürecinde kesinleşen ceza dosyaları oluşturmaktadır. 657 sayılı Kanun’un 48. maddesinin A bendinin 5. alt bendi, devlet memurluğuna giriş ve bu statünün devamı için "negatif" şartları belirlemektedir. Bu madde, memuriyetin önündeki aşılmaz hukuki engelleri tanımlar ve mahkumiyetin türüne göre farklı eşikler öngörür.

Kasten İşlenen Suçlarda Bir Yıl Eşiği

Genel suçlar bakımından memuriyetin sona ermesi için "kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkum olmamak" şartı aranmaktadır. Bu hüküm, suçun niteliğinden bağımsız olarak ceza miktarını esas alır. Eğer aday memuriyetten önce başlamış olan bir dava sürecinde, adaylık devam ederken bir yıl veya üzeri hapis cezası kesinleşirse, memuriyet 98/b maddesi uyarınca kendiliğinden sona erer.

Aday memurluk sürecinde açıklanan bir ceza dosyasında, mahkemenin hükmettiği cezanın bir yılın altında kalması durumunda, kasten işlenen suçlarda memuriyet statüsü hukuken korunabilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, cezanın infazı sırasında memurun görevinden uzaklaştırılması veya özlük haklarının kısıtlanmasıdır. Danıştay 12. Daire’nin 2021/4552 Esas ve 2022/406 Karar sayılı ilamı, hapis cezasının infaz süresince memurun aylık ve özlük haklarından yararlandırılmamasının hukuka uygun olduğunu, ancak ceza miktarının memuriyete engel teşkil etmediği durumlarda infaz sonrası göreve dönülebileceğini işaret etmektedir.

Yüz Kızartıcı Suçlar ve Katalog Suçlar Rejimi

Ceza hukukunda "yüz kızartıcı suç" kavramı teknik bir terim olmasa da, 657 sayılı Kanun m. 48/A-5 kapsamında sayılan belirli suçlar bu kategoride değerlendirilir ve ceza süresine bakılmaksızın memuriyete mutlak engel teşkil eder. Zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçları bu gruptadır.

Bu suçlardan herhangi birinden dolayı alınan mahkumiyet hükmü, hapis cezası adli para cezasına çevrilse, ertelense veya ceza miktarı sadece bir gün bile olsa, memuriyet ehliyetini süresiz olarak ortadan kaldırır. Aday memuriyet sürecinde bu tür bir suçun kesinleşmesi, idarenin takdirine bırakılmaksızın 98/b maddesinin uygulanmasını zorunlu kılar.

Suç Türü

Ceza Süresi Eşiği

Memuriyet Etkisi

Kasten işlenen genel suçlar

1 yıl ve üzeri

Memuriyet sona erer.

Katalog (Yüz kızartıcı) suçlar

Süre sınırı yok (1 gün bile yeterli)

Memuriyet sona erer.

Taksirli suçlar

Süre sınırı yok

Memuriyete engel değildir.

Anayasal düzene karşı suçlar

Süre sınırı yok

Memuriyet sona erer.

Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı işlenen suçlar da katalog suçlar kapsamında değerlendirilir. Terör örgütü üyeliği, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme veya darbe teşebbüsü gibi eylemlerden kaynaklanan mahkumiyetler, memuriyet statüsünü anında ve kalıcı olarak fesheder.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) ve Ertelenmiş Cezalar

Aday memurlar için en çok tereddüt uyandıran hukuki durum, ceza mahkemelerinin verdiği HAGB veya erteleme kararlarıdır. Türk Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinde düzenlenen HAGB, sanık hakkında kurulan hükmün belirli bir denetim süresi boyunca hukuk aleminde sonuç doğurmaması anlamına gelir.

HAGB Kararının Memuriyete Girişe ve Devama Etkisi

İdari yargının güncel içtihatları, HAGB kararının tek başına memuriyete engel bir "mahkumiyet" olarak kabul edilemeyeceğini net bir şekilde ortaya koymuştur. Danıştay 12. Daire’nin 2013/439 sayılı kararı ve müteakip birçok kararı, HAGB kararı verilmesi nedeniyle memuriyet görevine son verilmesini hukuka aykırı bulmaktadır. Bu yaklaşıma göre, HAGB kararı ile kurulan hüküm, sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmadığı için 657 sayılı Kanun m. 48/A-5 kapsamında bir mahkumiyetten söz edilemez.

Ancak bu koruma mutlak değildir. HAGB kararı, mahkumiyetin "cezai" sonucunu ortadan kaldırsa da, mahkumiyete konu olan "fiilin" disiplin hukuku açısından değerlendirilmesine engel teşkil etmez. Örneğin, yüz kızartıcı bir suç işlediği iddia edilen bir aday memur hakkında ceza mahkemesi HAGB kararı verse dahi, idare bu eylemin memuriyet vakarıyla bağdaşmadığını, disiplin soruşturması ile ispat ederek memuru disiplin yoluyla ihraç edebilir. Bu durumda işlem, 48. maddedeki mahkumiyet şartına değil, 125. maddedeki disiplin hükümlerine veya 56. maddedeki "memuriyetle bağdaşmayan haller" kriterine dayandırılır.

Ertelemenin Etkisi ve Yüz Kızartıcı Suç Ayrımı

Hapis cezasının ertelenmesi (TCK m. 51), HAGB’den farklı olarak teknik anlamda bir mahkumiyet hükmüdür; sadece infazı geri bırakılmaktadır. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun 1990/2 Esas ve 1990/2 Karar sayılı tarihi ilamı, ertelenmiş hapis cezalarının memuriyet üzerindeki etkisini suç türüne göre ayırmıştır. Yüz kızartıcı olmayan suçlarda, ceza ertelenmişse ve 657 sayılı Kanun’un 48/A-5 maddesindeki diğer şartlar (örneğin 1 yıllık süre eşiği) aşılmamışsa memuriyet devam edebilir. Ancak yüz kızartıcı suçlarda, ceza ertelenmiş olsa bile, kanun koyucunun "affa uğramış olsa bile" ibaresinden hareketle, mahkumiyetin varlığı memuriyet engelini sürdürür.

Savunma Sanayii Kuruluşlarında Özel Güvenlik Denetimi: ASELSAN, HAVELSAN ve ROKETSAN

Savunma sanayii, bir devletin bağımsızlığının ve milli güvenliğinin temel taşıdır. Bu alanda faaliyet gösteren ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN ve TUSAŞ gibi stratejik kurumlar, özel hukuk hükümlerine tabi şirketler olmalarına rağmen, kamu yararı ve milli güvenlik gerekçesiyle personel istihdamında 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’na tabidirler. Bu kurumlarda adaylık süreci (deneme süresi), klasik memurluktan farklı olarak "Kişi Güvenlik Belgesi" (KGB) alma zorunluluğu ile başlar.

7315 Sayılı Kanun Kapsamında İnceleme Katmanları

Savunma sanayiinde istihdam edilecek personel için sadece adli sicil kaydının temiz olması yeterli kabul edilmez. 7315 sayılı Kanun m. 5 uyarınca, bu kişilerin sadakati, dürüstlüğü ve güvenilirliği derinlemesine sorgulanır. Bu süreçte adayların karşılaşabileceği kritik aşamalar şunlardır:

  1. Arşiv Araştırması: Kişinin adli sicil kaydı, kesinleşmiş mahkumiyetleri, halen devam eden soruşturma ve kovuşturmaları ile kolluk tarafından aranıp aranmadığı incelenir.

  2. Güvenlik Soruşturması: Arşiv araştırmasına ek olarak; kişinin anayasal düzene bağlılığı, terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olup olmadığı, yabancı devlet istihbarat servisleriyle bağları ve genel ahlak durumu mercek altına alınır.

  3. Milli ve NATO Gizlilik Dereceleri: Personelin çalışacağı projenin hassasiyetine göre "Milli Gizli" veya "NATO Gizli" belgeleri talep edilir. Bu aşamada saha araştırması (kişinin komşuları, okul çevresi, eski iş arkadaşları ile görüşme) ve aile bireylerinin (eş, anne, baba, kardeş) güvenlik kayıtlarının incelenmesi söz konusu olabilir.

Savunma Sanayii İstihdamında Adli Sicil ve "İltisak" Kavramı

Savunma sanayii kuruluşlarında adaylık sürecinde olan personelin en çok dikkat etmesi gereken husus, adli sicilinde görünmese dahi "iltisak" veya "irtibat" olarak nitelendirilebilecek her türlü yapıdan uzak durmaktır. 7315 sayılı Kanun, idareye geniş bir takdir yetkisi tanısa da, bu yetki keyfi değildir. Danıştay ve Bölge İdare Mahkemeleri, "Kişi Güvenlik Belgesi" talebi reddedilen adayların açtığı davalarda "somut delil" şartı aramaktadır.

Güvenlik Soruşturmasında Olumsuzluk Nedenleri

Hukuki Niteliği ve İptal Şansı

Kesinleşmiş Katalog Suç Mahkumiyeti

Mutlak engel; iptal şansı düşüktür.

Terör Örgütü İltisakı (ByLock, Bank Asya vb.)

Somut delil varlığında kesin engel teşkil eder.

Aile Bireylerinin Adli Kayıtları

"Suçun şahsiliği" ilkesi gereği, somut bağ yoksa iptal edilebilir.

Eski Tarihli Münferit Disiplin Cezaları

Güncel risk oluşturmuyorsa tek başına engel değildir.

ASELSAN, ROKETSAN gibi kurumlarda çalışan veya çalışacak adaylar için, sosyal medya paylaşımları da güvenlik soruşturmasının bir parçası haline gelmiştir. Devletin güvenliğini tehlikeye atan veya terör örgütlerini öven dijital ayak izleri, adaylık sürecinin olumsuz sonuçlanması ve iş sözleşmesinin feshi için yeterli gerekçe kabul edilebilmektedir.

Adli Sicil Kaydının Silinmesi ve Memnu Hakların İadesi Kararının Sınırları

Aday memur adayları arasında yaygın olan bir yanılgı, adli sicil kaydı silindiğinde veya mahkemeden "memnu hakların iadesi" (yasaklanmış hakların geri verilmesi) kararı alındığında tüm engellerin kalkacağı yönündedir. Ancak idare hukuku disiplini, bu konuda suçun niteliğine göre keskin bir ayrım yapmaktadır.

Memnu Hakların İadesi Kararının Memuriyete Etkisi

Memnu hakların iadesi, ceza mahkumiyetinden kaynaklanan her türlü hak yoksunluğunu (seçme, seçilme, memur olma vb.) geleceğe dönük olarak ortadan kaldıran bir yargı kararıdır. Ancak Danıştay’ın yerleşik ve katı içtihatlarına göre, bu karar her suçta memuriyet kapısını açmamaktadır.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 2007/2368 Esas ve 2011/1214 Karar sayılı ilamı ile Danıştay 12. Daire’nin 2014/3161 Esas ve 2015/3529 Karar sayılı kararları, bu konudaki temel referanslardır. Bu kararlara göre:

  • Yüz Kızartıcı Suçlar: Zimmet, hırsızlık, dolandırıcılık gibi suçlardan hüküm giyenler, memnu hakların iadesi kararı alsalar dahi, 657 sayılı Kanun m. 48/A-5’teki "affa uğramış olsalar bile" ibaresi nedeniyle devlet memuru olamazlar. Yargı, bu suçların memuriyet vakarını kalıcı olarak zedelediğini kabul etmektedir.

  • Genel Suçlar: Kasten işlenen ve 1 yıldan fazla hapis cezası içeren (ancak yüz kızartıcı olmayan) suçlarda, memnu hakların iadesi kararı alındıktan sonra memuriyete atanma ehliyeti geri kazanılabilir.

Adli Sicil ve Arşiv Kaydı Silinme Prosedürü

Adli sicil kaydı, cezanın infazı tamamlandığında silinerek arşiv kaydına alınır. Ancak memuriyet başvurularında ve özellikle savunma sanayii güvenlik soruşturmalarında "Adli Sicil Arşiv Kaydı" sorgulanır. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu uyarınca arşiv kayıtlarının silinmesi belirli sürelere tabidir:

  • Kural olarak cezanın infazından itibaren 5 yıl sonra arşiv kaydı silinir.

  • Ancak memuriyete engel teşkil eden (yüz kızartıcı suçlar veya 1 yıldan fazla süreli hapis) mahkumiyetlerde, memnu hakların iadesi kararı alınmışsa 15 yıl, alınmamışsa 30 yıl geçmesi gerekmektedir.

Savunma sanayii şirketleri gibi "milli gizlilik" dereceli birimlerde, arşiv kaydı silinmiş olsa dahi, kolluk veya istihbarat birimlerindeki "ilgili olgusal veriler" 7315 sayılı Kanun m. 4 kapsamında değerlendirmeye alınabilir. Bu durum, hukuki güvenliğin sağlanması ve devlet sırlarının korunması gayesiyle meşrulaştırılmaktadır.

Yargıtay ve Danıştay İçtihatları Işığında Emsal Karar Analizi

Aday memurluk ve güvenlik soruşturması süreçlerinde karşılaşılan ihtilaflar, yüksek mahkemelerin belirlediği kriterlerle çözüme kavuşturulmaktadır. Bu bölümde, raporun temelini oluşturan kritik mahkeme kararları ve bunların hukuki çıkarımları detaylandırılmaktadır.

Danıştay 12. Daire, 2021/6800 Esas, 2025/2576 Karar

Bu dava, aday memurun disiplin cezası alması sonucu ilişiğinin kesilmesini konu almaktadır. Bayrampaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü bünyesinde bekçi (aday memur) olarak görev yapan davacı, karıştığı bir olay nedeniyle "6 ay kısa süreli durdurma" cezası almıştır. Davacı ceza mahkemesinde beraat etmiş olmasına rağmen, disiplin cezasına karşı açtığı davayı süre aşımı nedeniyle kaybettiği için ceza kesinleşmiştir. Danıştay, 657 sayılı Kanun m. 57 uyarınca, adaylık süresinde kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanların ilişiklerinin kesilmesinin "bağlı yetki" olduğunu ve işlemin hukuka uygun bulunduğunu hükme bağlamıştır. Bu karar, aday memurların disiplin cezalarına karşı yasal süresinde (60 gün) dava açmalarının hayati önemini göstermektedir.

Danıştay 12. Daire, 2021/4552 Esas, 2022/406 Karar

Karar, memuriyete girmeden önce işlenen bir suçun adaylık döneminde kesinleşmesi ve infazına başlanması durumunu incelemektedir. Danıştay, hapis cezasının infazı süresince kişinin fiilen görev yapamayacağı ve memuriyet şartlarını (serbestçe kamu hizmeti sunma ehliyeti) kaybettiği gerekçesiyle, bu sürede özlük haklarından yararlandırılmamasında ve şartların yitirilmesi nedeniyle görevine son verilmesinde hukuka aykırılık bulmamıştır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2017/24063 Esas, 2018/8966 Karar

ASELSAN, ROKETSAN gibi kurumlarda çalışan personel İş Kanunu’na tabidir. Bu kararda Yargıtay, güvenlik soruşturması olumsuz gelen bir personelin iş sözleşmesinin feshinde, işverenin "fesihten önce savunma alma" yükümlülüğüne dikkat çekmiştir. Savunma alınmaksızın yapılan fesihlerin, fesih nedeni haklı olsa dahi usulden geçersiz sayılabileceği vurgulanmıştır.

Danıştay 12. Daire, 2014/3161 Esas, 2015/3529 Karar

Bu ilam, yüz kızartıcı suçlardan mahkum olanların memnu hakların iadesi kararı alsa dahi memur olamayacaklarına dair en güçlü içtihattır. Kararda, 657 sayılı Kanun m. 48/A-5’teki katalog suçların, kamu görevlisinde bulunması gereken "itibar" ve "güven" unsurlarını kalıcı olarak zedelediği, bu nedenle hukuki iade işleminin bu ahlaki lekeyi silmeyeceği belirtilmiştir.

Stratejik Değerlendirme ve Uygulama Esasları

Aday memurluk süreci, sadece mesleki bir deneme değil, aynı zamanda bireyin geçmişi ve bugünü ile devletin temsiline uygun olup olmadığının tescil edildiği bir süreçtir. Raporun bu kısmında, elde edilen veriler ve hukuki içtihatlar ışığında adayların dikkat etmesi gereken stratejik hususlar sentezlenmektedir.

  1. Hukuki Şeffaflık ve Bildirim Yükümlülüğü: Memuriyet başvurusunda veya adaylık sürecinde, geçmişte başlamış ancak henüz sonuçlanmamış ceza dosyalarının idareye bildirilmesi, dürüstlük kuralı gereğidir. Özellikle savunma sanayii kuruluşlarında yapılan güvenlik soruşturmasında, adli sicilde çıkmayan bir dosyanın istihbarat birimlerince tespit edilmesi "yalan beyan" olarak nitelendirilir ve başlı başına bir elenme sebebidir.

  2. Disiplin Süreçlerinin Takibi: Aday memur, hakkında açılan her türlü disiplin soruşturmasını ciddiyetle takip etmeli ve verilen cezalara karşı vakit kaybetmeden idari yargı yoluna başvurmalıdır. Zira 57. madde kapsamında kesinleşen bir aylıktan kesme veya kademe durdurma cezası, idareye memuru ihraç etme konusunda takdir yetkisi değil, emredici bir görev yüklemektedir.

  3. HAGB Kararının Avantajı ve Sınırı: Bir ceza davasında yargılanan aday memur için "beraat"ten sonraki en iyi seçenek HAGB’dir. HAGB, memuriyete girişi hukuken engellemese de, idarenin eylemin içeriğine dayanarak disiplin işlemi tesis etme riski her zaman mevcuttur. Bu nedenle savunmanın sadece ceza miktarı üzerine değil, eylemin hiç işlenmediği veya memuriyetle ilgisi olmadığı üzerine kurulması stratejiktir.

  4. Savunma Sanayiinde Kişi Güvenlik Belgesi: ASELSAN, HAVELSAN ve ROKETSAN gibi kurumlarda çalışanlar için KGB süreci dinamiktir. Belge bir kez alındıktan sonra da kişinin yaşam tarzı, sosyal çevre değişimleri ve adli durumları periyodik olarak kontrol edilir. 7315 sayılı Kanun m. 11 uyarınca kurulan "Değerlendirme Komisyonları", kişinin kurum kültürüne ve milli güvenlik hassasiyetlerine uygunluğunu her an yeniden değerlendirebilir.

Kamu personel rejiminin bu karmaşık yapısı, bireylerin sadece teknik yetkinliklerini değil, aynı zamanda hukuk karşısındaki temiz sicillerini ve devlete olan sarsılmaz sadakatlerini de kamu hizmetinin bir parçası kılmaktadır. Aday memurluk süreci, bu yüksek standartların hayata geçirildiği en önemli hukuki filtredir.


UYARI !!

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Muhammed Emre CEBECİ'ye aittir. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page